(MHA) Basın açıklamasında 8 Mart’ın, emekçi kadınların dünya genelinde sömürüye, baskıya ve eşitsizliğe karşı seslerini yükselttiği tarihsel bir mücadele günü olduğu vurgulandı. Açıklamada, kadınların çalışma hayatında ve toplumsal yaşamda karşılaştığı eşitsizlikler ile kadına yönelik şiddetin artışı eleştirildi.
Açıklamada ayrıca kısa süre önce yaşanan ve eğitim camiasında büyük üzüntü yaratan olaylara da değinilerek, öğretmen Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesinin eğitim çalışanlarının güvenliği konusunu yeniden gündeme getirdiği ifade edildi.
Kadın cinayetleri ve şiddet olaylarının toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekilen açıklamada, kadın haklarının korunması için çeşitli talepler sıralandı. Bu kapsamda Türkiye’nin yeniden İstanbul Sözleşmesi’ne dönmesi, 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanması ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından kabul edilen ILO 190 sözleşmesinin imzalanması çağrısında bulunuldu.
Açıklamada ayrıca kadınların çalışma hayatında karşılaştığı ücret eşitsizliği, güvencesiz çalışma koşulları ve çocuk bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde olması gibi sorunlara dikkat çekildi. Eğitim alanında ise kız çocuklarının örgün eğitimden koparılmasına ve erken yaşta evliliklere karşı mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.
Eğitim-İş temsilcileri, laik, bilimsel ve karma eğitim anlayışının korunmasının toplumsal cinsiyet eşitliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek kadınların yaşamın her alanında eşit haklara sahip olduğu bir toplum için mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.
Açıklama, “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” mesajıyla sona erdi.